Kitabı aldım arkadaşlar.Bu kitap özellikle 1980'li yıllardaki ekonomik,siyasi,kültürel değişimlerin etkisiyle ''arabesk'' müziğinin nasıl sevilir haline geldiğini,toplumdaki belirli bir kesim tarafından,yani bizler ve bizim büyüklerimiz tarafından sahiplenildiğini,bu müziği en iyi temsil eden sanatçılardan biri olan Müslüm Gürses'in örnek verildiği,bununla birlikte Arabesk'in üst kategorisi olan ''Müslümcü'' kimliğinin oluşması,bu kimliği oluşturan insanların sevgiye,duygulara,dürüstlüğe daha çok önem vermeleri,dolayısıyla bir ''delikanlılık'' olgusunun ortaya çıkarılması,arabeskin sadece bir müzik türü olarak değil de bir ''yaşam tarzı veya Anlam Dünyası'' olarak Müslümcüler tarafından benimsendiği anlatılıyor.
Dikkatimi çeken bölümleri ve yorumlarımı burada sizlerle paylaşacağım arkadaşlar.
Bölüm 4 : Hayat Ve Aşk Arasındaki Aldatılmışlık ve Delikanlılık Kimliği :
Müslümcü,maddi dünyada yaşadığı hor görülmeyi (aslen maddiyatın belirlediği ama Müslümcü tarafından manevi alanın belirlediğine inanılan) aşk dünyasında da görür.Bzen umutlanır,sevgili ile mutlu olabileceklerini sanır,yalnız ümitleri kısa kesilir ; herhangi bir sebepten dolayı ayrılır.Bazense mutlu olur,bu mutluluğuna benzer ekonomik yaşamda da ufak mutluluklar yaşar.Toplumun en alt kesimini oluşturan ve arabeskin marjinal noktasında olan Müslümcüler yaşama genel insanlardan avantajsız şekilde başlarlar.Genelde okuma,yazma oranları düşüktür.Yaşadığı çevrede bilgi tecrübi bilgidir.tecrübi bilgi kurumsal eğitim sisteminin verdiği bilgi değildir.Bu bilgi hayatın içindeki yaşam deneyimleri ile öğrenilir ve pekiştirilir.Hayatın içinde öğrenilen bilgi olan biteni kendi sınırlarında anlama zorunluluğu getirir ve bu anlamıyla ''gerçekçidir'' .yani hayale kapılmanın ve gerçek yaşama uymayan bir halde davranmanın sonunun yok olmak olduğunu bir Müslümcü iyi bilir.Bu nedenle ''aşk'' bir Müslümcü için ulaşılması zor bir duygululuk halidir.Çünkü anlaıtlan aşk hayatın ''kaba'' gerçeğiyle uyuşmamaktadır.
Benim Yorumum : Öncelikle ben bir ''Kimyager'',
www.muslumcu.com sahibinin de bir üniversite öğrencisi,üyelerin de mesleklerini göz önünde bulundurduğumuzda biz Müslümcüler'in çağın gelişmelerini yakından takip ettiğimizi ve okuma,yazma oranımızın 1980'li yıllara göre daha yüksek olduğunu kanıtlamış durumdayız ( 1975 doğumluyum).Arabesk müziğinin sadece toplumun alt tabakasına ait olmadığı,hayatın gerçeklerini tam anlamıyla kavrayabilen,gerçek sevgi/aşk kavramını çözebilen,yaşayabilen/yaşatabilen,duygulara ve manevi değerlere maddiyattan daha önem veren,kısacası gerçekçiliği duygularıyla bütünleştirebilen herkesin ''Arabesk''i dinleyebileceğini,Müslümcü olabileceğini tescil ettik.Son albümlerdeki pop,aranjman şarkıların farklı kesimler tarafından da dinlendiği söylense de bu ''sosyete'' olarak tabir edilen kesime yeni yeni katılan insanların geçmişte bu ''toplumun alt tabakası'' denilen tabakadan olduklarını biliyoruz.Yani arabesk dinleyen ve Müslümcü kimliğiyle toplumun her tabakasına giren insanlarız.Kenan Işık 24.05.2006 tarihli,Haber Turk'te yayınlanan Müslüm Gürses Belgeseli'nde : 1980'li yıllarda arabamda Müslüm Gürses kasetlerini gören arkadaşlarım '' aaa sen Müslüm Gürses mi dinliyorsun diye alaylı bir şekilde sorarlardı'' dedi.İşte bu yüzden dolayı birçok arabesk seven ve birçok Müslümcü kendini gizlemek zorunda kaldı.Ama bizler yani ''Gerçek Müslümcüler'' hiçbir zaman kendimizi gizlemedik ve bu ''Arabesk ve Müslümcü'' geleneğini her zaman,her yerde yaşadık ve yaşattık.Tüm Müslümcülere saygılarımla...Gönlünüz gönlümüzdür...