Müslüm Gürses Müslüm Gürses

Müslüm GÜRSES :: Başlığı Görüntüle - Mevlana Muhammed Celaledin-i Rumi Kısaca Hayatı (1207-1273)
Mevlana Muhammed Celaledin-i Rumi Kısaca Hayatı (1207-1273)

 

 Müslüm GÜRSES Forum Ana Sayfası -> Diğer Konular
Yazar Mesaj
caChaReL
Aktif Üye
Aktif Üye


Kayıt: Dec 07, 2005
Mesajlar: 343
Nereden: KaranL?k Â?Ã?Â?kakLardan
MesajTarih: 02-Ekm-2006 / 22:46    Mesaj konusu: Mevlana Muhammed Celaledin-i Rumi Kısaca Hayatı (1207-1273)



Mevlana'nın asıl adı Muhammed Celaleddin'dir. Mevlana ve Rumi de, kendisine sonradan verilen isimlerdendir. Efendimiz manasına gelen Mevlana ismi, ona, daha pek genç iken Konya'da ders okutmaya basladığı tarihlerde verilir. Bu isim sems-i Tebrizi ve Sultan Veled'den itibaren Mevlana'yı sevenlerce kullanılmış; Adeta adı yerine sembol olmuştur.
Rumi, Anadolu demektir.

Mevlana'nın, Rumi diye tanınması, geçmiş yüzyillarda Diyari Rum denilen Anadolu ülkesinin vilayeti olan Konya'da uzun müddet oturması, ömrünün büyük bir kismının orada geçmesi ve nihayet türbesinin orada olmasındandır.
Mevlana'nın doğum yeri, bugünkü Afganistan'da bulunan, eski büyük Türk kültür beldesi Belh'tir.

Mevlana'nın Doğum tarihi ise (6 Rebiu'l Evvel, 604) 30 Eylül 1207'dır. Bazı araştırmacıların tespitine göre, O'nun doğum tarihi 1182'dir.
Asil bir aileye mensup olan Mevlana'nın annesi, Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun; babaannesi, Harezmsahlar (1157 Dogu Türk Hakanlığı) hanedanından Türk prensesi, Melike-i Cihan Emetullah Sultan'dır.
Babası, Sultanü'l-Ulema (Alimlerin Sultani) ünvanı ile tanınmış, Muhammed Bahaeddin Veled; büyükbabasi, Ahmet Hatibi oglu Hüseyin Hatibi'dir. Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmış Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrılmıştır.


Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuş burada tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaşmışlardır. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.


Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ'be'ye hareket etmiştir. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) gelip Karaman'da Subaşı Emir Mûsâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleşmişlerdir.


1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kalmışlardır. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlenmiş bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu olmuştur. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yapmıştır. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.


Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet edip ve Konya'ya yerleşmesini istemiştir.


Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler.


Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etmiştir. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçilmiştir. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolunmuştur.


Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplanmış Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak görmüşlerdir. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar vermeye başlamıştır.


Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaşmıştır. Mevlâna Şems'de "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştür. Ancak beraberlikleri uzun sürmemiş Şems aniden ölmüştür.


Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü vefat etmiştir.


Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.


MEVLÂNA'NIN ESERLERİ


MESNEVİ
Mesnevî, klâ(....) doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Sözlük anlamıyla "İkişer, ikişerlik" demektir. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım şekillerine Mesnevî adı verilmiştir.

Her beytin aynı vezinde fakat ayrı ayrı kafiyeli olması nedeniyle Mesnevî'de büyük bir yazma kolaylığı vardır. Bu nedenle uzun sürecek konular veya hikâyeler şiir yoluyla söylenilecekse, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevî tarzı seçilir. Bu suretle şiir, beyit beyit sürüp gider.

Mesnevî her ne kadar klâ(....) doğu'şiirinin bir şiir tarzı ise de "Mesnevî" denildiği zaman akla "Mevlâna'nın Mesnevî'si"gelir. Mevlâna Mesnevî'yi Çelebi Hüsameddin'in isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre Mevlanâ, Mesnevî beyitlerini Meram'da gezerken,otururken, yürürken hatta semâ ederken söylermiş, Çelebi Hüsameddin de yazarmış.


Mesnevî'nin dili Farsça'dır. Halen Mevlâna Müzesi'nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnevî nüshasına göre, beyit sayısı 25618 dir.


Mesnevî'nin vezni : Fâ i lâ tün- Fâ i lâ tün - Fâ i lün'dür


Mevlâna 6 büyük cilt olan Mesnevî'sinde, tasavvufî fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.


DİVAN-I KEBİR
Dîvân, şairlerin şiirlerini topladıkları deftere denir. Dîvân-ı Kebîr "Büyük Defter" veya "Büyük Dîvân" manasına gelir. Mevlâna'nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu divandadır. Dîvân-ı Kebîr'in dili de Farsça olmakla beraber, Dîvân-ı Kebîr içinde az sayıda Arapça, Türkçe ve Rumca şiir de yar almaktadır. Dîvân-ı Kebîr 21 küçük dîvân (Bahir) ile Rubâî Dîvânı'nın bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Dîvân-ı Kebîr'in beyit adedi 40.000 i aşmaktadır. Mevlâna, Dîvân-ı Kebîr'deki bazı şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu dîvâna, Dîvân-ı Şems de denilmektedir. Dîvânda yer alan şiirler vezin ve kafiyeler göz önüne alınarak düzenlenmiştir.


MEKTUBAT
Mevlâna'nın başta Selçuklu Hükümdarlarına ve devrin ileri gelenlerin.e nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen diıü ve ilmi konularda ise açıklayıcı bilgiler vermek için yazdığı 147 adet mektuptur. Mevlâna bu mektuplarında, edebî mektup yazma kaidelerine uymamış, aynen konuştuğu gibi yazmıştır. Mektuplarında "kulunuz, bendeniz" gibi kelimelere hiç yer vermemiştir. Hitaplarında mevki ve memuriyet adları müstesna, mektup yazdığı kişinin aklına, inancına ve yaptığı iyi işlere göre kendisine hangi hitap tarzı yakışıyorsa o sözlerle ve o vasıflârla hitap etmiştir.


Fİ Hİ MA Fİ H
Fîhi Mâ Fih "Onun içindeki içindedir" manasına gelmektedir.. Bu eser Mevlâna'nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin, oğlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiştir. 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da temas edilmesi yönünden, bu eser aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da kabul edilmektedir. Eserde cennet ve cehennem, dünya ve âhiret, mürşit ve mürîd, aşk ve semâ gibi konular işlenmiştir.


MECÂLİS-İ SEB'A
(Yedi Meclis) Mecâlis-i Seb'a, adından da anlaşılacağı üzere Mevlâna'nın yedi meclisi'nin, yedi vaazı'nın not edilmesinden meydana gelmiştir. Mevlâna'nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş, ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır. Eserin düzenlemesi yapıldıktan sonra Mevlâna'nın tashihinden geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul eden Mevlâna, yedi meclisinde şerh ettiği Hadis'lerin konuları bakımından tasnifi şöyledir :


1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı.
2. Suçtan kurtuluş. Akıl yolu ile gafletten uyanış.
3. İnanç'daki kudret.
4. Tövbe edip doğru yolu bulanlar Allah'ın sevgili kulları olurlar.
5. Bilginin değeri.
6. Gaflete dalış.
7. Aklın önemi.


Bu yedi meclis'de, asıl şerh edilen hadislerle beraber, 41 Hadis daha geçmektedir. Mevlâna tarafından seçilen her Hadis içtimaidir. Mevlâna yedi meclisinde her bölüme "Hamd ü sena" ve "Münacaat" ile başlamakta, açıklanacak konuları ve tasavvufî görüşlerini hikaye ve şiirlerle cazip hale getirmektedir. Bu yol Mesnevî'nin yazılışında da aynen kullanılmıştır.
Kullanıcı profilini gör
AhMeT_44
Fanatik Üye
Fanatik Üye


Kayıt: Nov 04, 2005
Mesajlar: 1687
Nereden: KaRaNLıK_SoKaKLaR
MesajTarih: 03-Ekm-2006 / 18:59    Mesaj konusu:

Saol Aykut kardeş... Exclamation Ellerin gönlün dert görmesin...bu hafta görüşelim aykutum..güzel kardeşim olur mu ??

_________________
dinleyin geceler...
zamanı içmişim haberim yok..
Kullanıcı profilini gör
caChaReL
Aktif Üye
Aktif Üye


Kayıt: Dec 07, 2005
Mesajlar: 343
Nereden: KaranL?k Â?Ã?Â?kakLardan
MesajTarih: 04-Ekm-2006 / 05:09    Mesaj konusu:

ßakıcaz ßaßacan 2 haftadir gececıyım ama ßakıcaz Smile
Kullanıcı profilini gör
Poseidon
Fanatik Üye
Fanatik Üye


Kayıt: Dec 02, 2005
Mesajlar: 1453
Nereden: diyarbakir/istanbul
MesajTarih: 05-Ekm-2006 / 01:32    Mesaj konusu:

Ne olursan ol gene gel...

Başkalarının kusurlarını örtmede gece gibi ol
kendi hatalarını görmede güneş gibi ol
öfkede ölü gibi ol
merhamette deniz gibi ol
her ne olursan ol
Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol...


eline sağlık aykut

_________________
Yatmam çakal yata??nda
Vars?n aslan yesin beni...

Adam olmayan Müslümcü olamaz!!!
Kullanıcı profilini gör
By_Isyankarr
Fanatik Üye
Fanatik Üye


Kayıt: Feb 13, 2006
Mesajlar: 837
Nereden: İSTANBUL
MesajTarih: 23-Ksm-2006 / 20:19    Mesaj konusu:

kardeş saolasın çok degerli türk insanını bize tanıttıgın için. o ölümünden o kadar zaman geçmesine rahmen hala kalplerimizde yaşıyor.o o günkü fikirleriyle bizi bu günlere getirdi belkide. Arrow ''' ne olursan ol yine gel ''' Arrow













___________________

bir sanattır onu anlamak
müslümcü olabilmek sanattır
sanatımızı dogru icra edelim
babamıza zarar vermeyelim.
ne mutlu müslümcüyüm diyene..

isyankar mustafa
Kullanıcı profilini gör
halil-034
SüperAktif Üye
SüperAktif Üye


Kayıt: Jan 06, 2006
Mesajlar: 749
Nereden: maziden bir yer
MesajTarih: 03-Oca-2007 / 18:12    Mesaj konusu: Re:

kardeş saolasın

_________________
Her günüm çeresiz, hayatım böyle
Şaşırmış kalmışım bin türlü dertle
Boynumu bükerek yaşadım bende
Bunları kimseye anlatamadım
Kullanıcı profilini gör
agrasif
Üye
Üye


Kayıt: Sep 06, 2006
Mesajlar: 87
Nereden: ANKARA(demetevler)
MesajTarih: 04-Oca-2007 / 23:27    Mesaj konusu: Re:

2007 yılı mevlana yılı.

_________________
***ne orhan ne ferdi bilmez kimse derdimi baba sen söyle bizim için ?u vefas?z alemi***
Kullanıcı profilini gör
alkolik_06
Muslumcu.com Fanatiği
Muslumcu.com Fanatiği


Kayıt: May 24, 2007
Mesajlar: 838
Nereden: acımasız dünya
MesajTarih: 26-Eyl-2007 / 16:43    Mesaj konusu: Re:

eyvallah saol varol saygılar..

_________________
tek başımayım
Kullanıcı profilini gör
   Müslüm GÜRSES Forum Ana Sayfası -> Diğer Konular
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
 
Muslumcu.com & Muslum-Gurses.com & Muslumcu.net
Bu Site Müslüm Gürses'e Destek ve Hayranlarını Bilgilendirme Amaçlı Hazırlanmıştır.
Copyright © Müslüm Gürses Fan Club !! 2003 - ∞ !! - Kurucu: Bilal Bilgi
Forum - Arşiv - Haber - Şarkı Sözü - İnşaat Bölümü - Civil Engineering